Translate

31 Ocak 2014 Cuma

Güneş tam karşımda şimdi...Benliğime vuran sıcaklığını içime çekiyorum. Beni çileden çıkaran ağrıları dizginlesin diye ona sarılıyorum. Gürültüden soyutlanıyorum ve bu karların altında ben güneşin tadına bakıyorum.  Manzarayı seyrediyorum; beni benden alıp götürmesin diye elimi çabuk tutuyorum. Mutluluk kurduğum bu yerde şimdi gözyaşlarımı temizliyorum.  Biliyorum artık... Baktığım her cephenin beni sürükleyip götüreceğini biliyorum. Bana verilen fırsatların sonundayım. Özenle baktığım ama sonunda içine giremediğim hayallerimin sonuncusundayım. Şimdi ben hissetmeden bir kapının kilidi  dönüyor. Benim göremeyeceğim yerlerden tam arkamdan gizli sesler yükseliyor. Kendime kurduğum dünya artık hırsızların istilasında, keşfedildim. Hayallerim artık başka ellerde; onları benden çaldılar... Artık aynı hayalleri kuramam...

30 Ocak 2014 Perşembe

Açık mektup




  Gamze Yılmaz'a itafen...
Uzaklarda birini gördüm. Bir kız; bana uzak kalan bir yerlerde... Bir köşesinde yalnız başına ağlayan, tüm kırgınlığına rağmen ateşlere kendini atan... Bir şeyler elde edebilmek için mücadele veren; bu sadece uzaktan gördüğüm kadarı değil bu sadece koridorlardan bana yansıyan... Uzaktan tek okunan onun mutluluğu kimseler bilmese de onun mutluluk oyunu; ne yaşarsa yaşasın etrafındakileri mutlu etmek için oynadığı bir oyun... Yalnız ağlayan ama ağlayanı yalnız bırakmayan... Bu sadece koridorlarda gördüğüm kadarı değil; bir yurt odasından yansıyan... Hiç görmediği biri için gözyaşı dökebilen, arkadaşları için ne pahasına olursa olsun mücadele eden ama kıymeti bilinmeyen bir kız... Gecenin karanlığında merdivenlerde ağlayan kızı yalnız bırakmayan bir dost o... O her şey benim için, bir sessizlikle tanıdığım kahkaha... Beni güldürebilen, gerçekten sevmesini bilen, içi dökülemeyen sızılarla dolu bir  dost... Çok kısa sürede çok şey paylaştığım insan; şimdi gidiyormuşsun 'gitme' deyince kalamayacağını bildiğimden sana 'gitme' demiyorum. Nasıl mutlu olacaksan öyle yap! Ama hep mutlu ol! İnşallah hayatın boyunca güzel insanlarla karşılarsın! Umarım Senin sevginin kıymetini bilecek, seni yarı yolda bırakmayacak dostların olur. Seni için dileyebileceğim, senin mutlu olacağın her şey seninle olsun. Umarım hayallerin gerçek olur ve hep çok sevilirsin... İleride çok ağlamaman dileğiyle ve bu dostluğun hiç bitmemesi duasıyla... Sana böyle uluorta yazdım ama ne biliyim içimden böyle yapmak geldi istersen yazıpta veririm... Canım arkadaşım Allah'a emanet ol... Seni çok seven biri...

Ö-z-l-e-m-e-k



Biri çıkacak ta uzaklardan! Bana dönecek; seslenecek, el sallayacak... Sonra koşmaya başlayacak tüm hızıyla... Yakınlaşacak ve yakınlaşacak! Tanıyacağım onu, hasret kaldığım o tanıdık yüzü... Birden duraklayacak bakacak derin derin halelerle sonra tereddüt etmeyecek, tüm benliğiyle sarılacak... 'Özledim' diyecek ve o ses hep kulaklarımda yankılanacak... 

29 Ocak 2014 Çarşamba

Dalga Boyu




Kimileri göstermeyi bilmez duygularını kimisi de ağlayarak atar onu yaralayan sözcükleri... Bazen bir bir dökülür üzerinden... Gözlerinden dökülen gözyaşları gibi... Bazense bir sinir topağıdır nereye fırlatacağını bilmeden yorulana dek fırlatıp hırsını aldığın... Kimisi de rüyalarında kaybeder hüznünü, sonrada önüne geçemeyeceği kabusları seyreder... Bazenleri ise bir yalana sığınır ama yıpranmışlığı hep bundandır; kalbi kararmışken hissizleşmiş gibi... Bir kutu çikolatadır hınç ya da bir mağzanın kuyruğu... Bazense gözyaşı; sadece bir bavuldur içine gömdüğün... Bir mendil... İçindeki acılarını yırtıp attığın... Bir sahildir; sahilde bir deniz umarsızca savrulduğun bir dalga boyudur, hayatın gibi sen gibi...

28 Ocak 2014 Salı

Göçebe

Şimdi sesler kulaklarımı biraz daha tırmalıyor... Şimdi biraz daha nefret ediyorum her şeyden... İşte bu yüzden tamda şu anda pusuya yatmış sessizliğimi bozuyorum. Onu karanlıklara gömüyorum. Seninle beraber artık ona da itaat etmiyorum. Önüme karşı koyulmaz olarak sunduğun tüm engelleri bir bir yıkıyorum. Çünkü ben artık biliyorumki senden daha güçlüyüm. Hayatım şimdi darmadağan; bir yanım orda bir yanım burda... Gönlüm göçebe... Tutulmayan sözlere, yaşanmayan aşklara göçebe... Düştüm; elimden tutup kaldıracak yok ama artık gerekte yok. Şimdi kendim kalkabilirim. Sen yaşa burda ben oraya gidiyorum...  

27 Ocak 2014 Pazartesi

Yine yağmur var...


Nedendir bilinmez ama yağmur her yağdığında evin içi bir hayli sıcak olur; bunalmaya başlayacağın kadar sıcak; her hareket edişinde seni terletecek kadar sıcak... Ya da ağlamak, gözlerin yağmuru değil midir? Seni sıkan, seni bunaltan... Ya da hayat, bitmek tükenmez bilmeyen sıkıntıların yağmuru gibi değil midir? Kimi zaman yaşama sevincini elinden alan... Hiç kimse bu dünyaya boşu boşuna gelmemiştir... Yağmur bile... Dünya hep verilecek savaşların mücadelesi için vardır... Sonrası mı? Sonrası, sıcaktan bunaldığın an pencereye koşmak gibidir. Sığındığın bir liman... Pencereyi açmanla serinlik yüzüne vurarak karşılar seni; toprak, kokusunu yayarak selamlar... İşte bu, dünyada verdiğin mücadelenin zaferidir... Feraha ulaşmak, arınmak...
 Öyle değil mi ki geceyi var eden gündüzü de var etti öyle değil mi ki sıkıntıyı var eden mükafatını da var etti... Her sıkıntınızın feraha ulaşması dileğiyle... 
                 Yağmurlu bir geceden...

Beni Takip Et Yazılarım Posta Kutuna Gelsin (Maili onaylamayı unutma)