Translate

17 Aralık 2013 Salı

Görmüyormuş gibi görünecek ama görecekti...

Nerelere daldı böyle... Kendi bile bilmiyordu.Gözünün önüne düşen perçemlerini sıyırdı.Daha net görebilmeliydi. Neyin ne olduğunu daha iyi görebilmeliydi. Ne için çabalaması gerektiğini; kendini neye feda edeceğine hazırlanmalıydı...Yaşayacakları onu eli boş yakalamamalıydı. Kendine bir seçme hakkı bırakmalıydı. Karmaşanın içinden nasıl arınılırdı ki başka; seçenekler olmasa...Rengarenk bezenmiş meydanların içinden kendi rengini nasıl seçebilirdi? Boğulurdu, kaybolurdu; kaybettirirlerdi. Evet önceden seçimini kararlaştırmalıydı. Engeller çıkardı, caydıranlar olurdu: Yenilmemeliydi...Uyanmalı mıydı? Uyanık mı olmalıydı? Bu hayatta hangisini yaparsa öne geçerdi?..Var olmayan ama etkisini hissettiği düşmanlarından nasıl sıyrılabilirdi? Çelişkili düşünceler miydi onlar? ımm sanırım bu kargaşanın sebebi oydu...Belki de hayatına mal olmuş hataları mıydı? hımm sanırım hatada olabilirdi... Olmuşla ölmüşe çare yoktu ki şimdi engelleri aşma zamanıydı...Görmüyormuş gibi görünecek ama görecekti... 
          Karmaşanın rengi HİNDİSTAN.... Mazlumiyetin, çaresizliğin ortası; ikilemi... Viraneleri renklere boğan yurt, kimi zaman inci tanesi, kimi zaman gözyaşlarının yurdu...Kimi zaman geleneklerinin mayhoşluğunda, sihirler saçarak gözleri boyayan yurt... O da kararsızdı ve o da çaresizdi... Viranelerden ışıklar saçan yurda bir kez daha baktı...Perçemlerini yüzüne indirdi ve görünmez oldu...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Beni Takip Et Yazılarım Posta Kutuna Gelsin (Maili onaylamayı unutma)